Sezon öncesi, 

ilk ikiden şampiyonluk hedefiyle 

yola çıkan,yaşanılan fırtınalı süreçte play-offa razı olan ancak,

üst üste alınan başarısız saha sonuçlarıyla küme düşme hattına

demir atan Bursaspor,

ligde kalıcı olmak adına 

mutlak galibiyet alması gereken 

karşılaşmada Keçiörengücü'ne de

boyun eğerek,çabalama kaptan ben gidemem,dedi.

Sahaya çıkan futbolcu diyemiyorum,

oyuncuların maçı kazanabilecek  bir aksiyon gösterememesi nasıl açıklanabilir,bilemiyorum.

Kaptanlık pazubandı verilen 

Burak,İsmail,Bruno ve Namık,

saç-baş yolduran top kayıplarını geçtim,

adeta koşmak bile istemiyorlar!

Agresif,saldıran,ısıran,forma/arma için terinin son damlasına kadar sahada mücadele eden bir oyuncu da göremedik,açıkcası...

Sanki,ligde kalmak adına 

bir final maçı değilde,halı sahada baklavasına veteran maçı oynuyor gibiydiler.

Acı ama gerçek;

bu gamsız oyuncu grubuyla,

bu silik futbolla TFF 1.Ligde kalmak mucizeyle eşdeğer!

Umarım ben yanılırım...

***

Maçı kazanan Keçiörengücü 

gözde büyütülecek bir performans göstermemesine rağmen,

başta Eze olmak üzere,iki golü atan

Uzodimma ve Olawoyin'in 

saman alevi gibi parlayan ataklarıyla sonuca giden taraf oldu ve 

puanını 38'e yükselterek,

yakalayabileceğimiz takımlar arasından kaydını sildirdi.

İlk yarıda cezasahasına girmekte zorlanan,rakip kaleye şut atamayan,

merkezdeki top kayıplarıyla,

hayal kırıklığı yaratan Bursaspor'a karşılık etkili kontraataklar yapan 

evsahibi takım, 34'de Eze'nin pasına hareketlenen ve üzerine 

acemice gelen Zalazar'dan sıyrılıp,

altıpas çaprazından Canberk'in 

ayaklarının dibinden topu ağlara gönderen Uzodimma ile öne geçti.

İlk yarı biterken Ackah'ın sol çaprazdan şutunu Canberk kornere çelmese,

belki de maça erken havlu atmış olacaktık.

***

İkinci yarıya,ortasahaya direnç katmak üzere Tuğbey hamlesiyle başlayan 

yeşil-beyazlıların ilk ciddi atağında,

Hasan Ayaroğlu'nun nefis pasıyla cezasahasına giren Onur,

inanılmaz kötü bir vuruşla topu 

dışarı atmayı başardı(!)

Yine 60'da Hasan'ın soldan kavisli ortasında,bu kez Namık boş kale yerine topu yandan aut atarak,net bir fırsatı kaçırdı.

Futbolda atamayana atarlar

kuralı bir kez daha işledi ve 71'de Olawoyin'in soldan çalımlarla getirip,

sağ tarafa bıraktığı topla buluşan Uzodimma'nın şutu,Canberk'ten sekip ikinci kez ağlara gitti.

Neredeyse kaderine razı olan Bursaspor'u umutlandıran gol,

73'de Zalazar'ın cezasahasına yaptığı ortada oyuna girip, topla ilk kez buluşan Mehmet Erdem'in kafa vuruşuyla geldi.

Kalan dakikalarda,kaleciler başarılıydı.Solmaz'ın cezasahası dışından isabetli şutunu karşılayan Canberk,Hasan'ın ortasında altıpastan  Pedro'nun kafa şutunu kornerle önleyen ise Metin'di.

Maçın son anlarında,her saniye kıymetliyken ve takım ataktayken,

Namık ortasahada öylesine 

bir top kaybı yaptı ki,

rahmetli Erdoğan İzmirli*'nin deyimiyle,*tam sopalıktı.

Keza,kaleci Canberk'te her iki yarıda,oyunu kale atışı ile başlatıp 

topu uzaklaştıracağına,rakip forvetin baskısına rağmen topu altıpastaki stopere verip,kalemizde iki ciddi gol pozisyonu yaşanmasına neden oldu.

Kardeşim,3 isabetli şutu kurtardın

eyvallahda,kale önünde Rus ruleti oynamak nasıl bir aymazlıktır,

anlamak mümkün değil...

***

Maçın sonunda uzatma süresi gösterilirken,süreyi az bulup 4.hakeme itiraz eden Mustafa Er sarı kart görürken,Mustafa Hoca'nın saha kenarındaki agresif tavrını,

saha içindeki oyunculardan görememekti, esasen kahredici olan... 

Yönetimin her türlü imkânı zorlayarak oyunculara ödeme yapması,

gösterilen ilgi ve takıma verilen değerin, ne yazık ki motivasyon için yeterli olmadığı gayet açık!

O halde,

futbolcu karakteri oturmamış 

ve maç kazanma hırsı olmayan 

bu oyuncu grubuna 

farklı bir yaklaşımşart!

Gerekirse kadro dışı bırakmakta dahil!..

İş işten geçmeden,

final maçı sayısı sıfırı tüketmeden

Mustafa Hoca bu soruna çözüm bulmalı!

Söylemeye dilim varmıyor ama,

bazı oyuncular iyi niyetle mücadele etmiyor mu diye düşünmeden edemiyor,insan?